Flash

6/recent/ticker-posts

MENFAATİMİZ PUSULAMIZ OLDU

             MENFAATİMİZ PUSULAMIZ OLDU     


  Değerli okuyucularımız, hepinizi dua ve selam ile selamlıyor, gönüllerinize misafir oluyorum.

       Dinimizde bir kimseyi kendine yahut bir büyüğe bağlamak; para, makam, unvan veya maddi bir bağ ile değil, ancak sevgi ile olur. Ne var ki günümüz dünyasında insanların büyük bir kısmı, menfaat rüzgârının savurduğu bir yaprak misali istikametini kaybetmiş durumda. Ne sağlam bir kıbleleri ne de hayatı anlamlandıracak bir ağırlıkları kalmış. Menfaatin belirlediği bir dünyada yapılan her iş dünyaya hizmet eder; helalin hesabı, haramın ise azabı olduğunu unutmadan bu yükten sıyrılmak gerekir. Zira yükü az olan rahat eder. İnsan ise doymak bilmez; “Biraz daha! Biraz daha!” diyerek huzursuzluk içinde göçüp gider. Oysa rızık bellidir; kimse rızkını almadan bu dünyadan ayrılmaz.

       Cenâb-ı Allah, “Kimse rızkından korkmasın; çünkü rızık Benim arzımdadır” buyurarak kullarına güvence vermiştir. İnsan daha dünyaya gelmeden rızkı takdir edilmiştir. Peygamber Efendimiz’in şu hadîs-i şerifi ise meseleyi özlü bir şekilde özetler: “Eğer insanlar rızkından korktuğu kadar Allah’ın cehenneminden de korksaydı, ikisinden de kurtulurdu.” Ne yazık ki insan, bu ilahi teslimiyeti çoğu zaman gösteremez.

         Doyumsuz arzuların esiri olan nice kişi “Nereden gelirse gelsin, yeter ki gelsin” anlayışıyla kendini dünya malının koynuna bırakmış, Allah’a tevekkül etmekten aciz kalmıştır. Unutulan hakikat şudur: Bütün kötülüklerin kökü dünya sevgisidir. Kavgalar, çekişmeler, huzursuzluklar hep “alma” üzerine kuruludur. Dünyalık isteyenin yüzü solar; veren ise aziz olur, alan zelil. Kula değil, Allah’a el açmak gerekir.

         Bugün Allah’ı, Kur’an’ı, Peygamberleri, farz ve sünnetleri bilen, onlara gönülden bağlanan müslüman kardeşlerimizin sayısı çok şükür ki fazladır. Lakin bunun yanında, Allah’ın emir ve yasaklarını hayatından tamamen çıkarıp menfaatin sıcak, fakat geçici gölgesine sığınmış insanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

         Allah’ın rahmeti, azabından elbette daha büyüktür; bu rahmet insanlık için en büyük umuttur. Fakat bazı gönüller bu rahmetin ışığını göremeyecek kadar dünya perdesiyle örtülmüş durumda. Allah’a açılması gereken eller, menfaat hesapları uğruna kula uzanmış; dünya telaşı, kalpleri asıl hakikatten uzaklaştırmıştır. Böyleleri farkında olmadan kalıcı olanı bırakıp geçici olana sarılmış ve büyük bir hüsrana doğru yürüdüklerini unutmuşlardır.

           Bu dünyada kim kimi severse, ahirette onunla beraber olacaktır. Sevgiyle kurulan bağları hiç kimse koparamaz; menfaate dayanan bağlar ise en küçük sarsıntıda kopar. Bugün insanlığın kendi hâlinden şikâyet etmesi, aslında kendi tercihlerinin bir sonucudur. Dünyaya körü körüne bağlanmak, menfaati pusula edinmek, dünya ve dünyalığı yüceltmek elbette kalıcı bir tercih değildir. Bu geçici tercih; aileden akrabaya, komşuluktan adalete, insan haklarından sosyal hayata kadar her alanda insani duyularımızı köreltmiştir.

           Duyuyoruz, görüyoruz, hissediyoruz; fakat insan olmanın gerektirdiği işlevselliği yerine getiremiyoruz. Sevginin sınırsızlığını, pamuk ipliğine bağlı menfaat uğruna heba ediyoruz. Oysa insanlığın hedefi dünya sultanı olmak değil, ahiret sultanlığını kazanmak olmalıdır. Zira ahirette dünya saltanatının hiçbir kıymeti yoktur.

 

Vesselam

Nevzat AKSOY

Yorum Gönder

0 Yorumlar